YGA adlı bir sivil toplum kuruluşunun toplantısına katılan Ali Koç’un videosu takıldı gözüme. Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ali Koç videoda diyor ki; “İyi insan olmaya çalışın. Adil olun, merhametli olun. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmayın. Milli Eğitim Bakanı olsam iyi insan olmayı okul müfredatına alırım”
Ali Koç’un bu vurucu sözleri, bugün toplumumuzun en ihtiyaç duyduğu şey değil mi?
“İyi insan olmak, adil olmak, kendimize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmamak”
İnsan olmanın bu üç temel prensibine, bugünlerde öylesine ihtiyaç var ki...
Bu üç temel prensip sadece bizim değil, bütün toplumların ihtiyaç duyduğu ama bir türlü bulamadığı bir şey.
İnsan olmanın bir ülkesi, bir kavmi yok ki?
Nasıl oluyor da insanın elinde olan bu üç temel prensip, aranılan ve en ihtiyaç duyulan şey oluyor?
Dünyanın önde gelen bilim insanı Albert Einstein, bu soruya şu cevabı veriyor: "Bir insanın ahlaki ve etik davranışları diğerlerini anlamasına, eğitimine ve sosyal ilişkilere dayalı olmalıdır, dini dayatmalara gerek yoktur. Zira ölümden sonra ceza korkusu veya ödül iştahı ile hareket eden kişi zavallıdır."
Sizce de haklı değil mi?
Bizim toplumumuzda özellikle son dönemde, ölümden sonra ceza korkusuyla insanları belli bir kalıba sokan din adamları türedi. Dinin emrettiği iyi şeyleri, çıkarlarla çarpıştıran dini dayatmalar, bu toplumun büyük bir çoğunluğunun ahlakını dibe vurmadı mı? Bizim toplumumuzun büyük bir çoğunluğu İslam dinine mensup. Kuran’ı anlamaya çalışanlara dinsiz diyen bir toplum; ahlaksızlığa, hırsızlığa ses çıkarmıyor, devletin yasaları bunu tamamen önlemiyorsa bir varlık insan olmayı nasıl başaracak? Ailede ve okulda verilen ‘insan olma’ teknikleri bizi zafere ulaştıracak mı?
İyinin ödüllendirilmediği, kötülerin cezalandırılmadığı bir toplumda ‘iyi insan’ olmanın hazzını nasıl alacağız?
Albert Einstein’ın bu sözleri, günümüz toplumunun en ihtiyaç duyduğu sorunu anlamamıza adeta ışık tutuyor. Ülke olarak toplumumuz büyük bir tehdit altında. Değerlerimiz, yargılarımız, olması gereken temel prensiplerimizin tamamı yok olma tehdidi ile karşı karşıya. Özellikle çocuklarımızın geleceği tehlikede! Çalışmadan, üretmeden para kazanma hırsı, ticarileştirilen din olgusu ahlaki ve etik davranışları öğrenmemize engel oluyor. Bu sorun kartopu yumağı gibi öylesine büyüyor ki, eğitim ve sosyal ilişkiler dahi bu virüse teslim olabiliyor.
Bu virüsten kurtulmalıyız.
Bu yazı toplam 1753 defa okunmuştur.