Planlı, kimlikli ve kurallı kent modelinde asla olmaması gereken en önemli detay çarpık yapılaşmalardır…
Çarpık yapılaşmanın en derin izlerini bugün Kepez ilçesi başta olmak üzere Muratpaşa’da öncelikle gözlemliyoruz.
Yapısal tıkanıklığın yoğun olduğu bu ilçelerde çarpık yapılaşma olgusu her haliyle kendini gösteriyor.
Aynı olumsuzlukları Alanya’da da görmek mümkün.
Aksu ve Serik’te de planlı yapılaşma adına sıkıntılar var.
Böyle olunca doğal dokunun önceliğimiz olması gerekirken; bugünkü Antalya portresinde daha çok çarpık yapılaşmanın net izleri var.
Yılların ihmali ve geleceğe dönük planlamada hep günü kurtarma ve rant olgusu bugünkü Antalya resimlerinde kendini çok net biçimde tanımlıyor.
Bugünkü Antalya fotoğraflarında beton bloklardan bunalan vatandaşlar artık kilometrelerce uzağa giderek sessiz ve huzurlu bir ortam arıyor. Ancak; gün geçtikçe ve talep arttıkça ilçelerdeki doğal dokusu henüz bozulmamış alanlar bile artık uçuk fiyatlara alıcı buluyor!
Şurası bir gerçek ki; çarpık yapılaşma ile birlikte tarım alanları ve doğal doku tahribatının yaşandığı Antalya’da doğal dokunun korunması için vatandaşlar çevreci projeler istiyor.
Çok katlı yapılaşmanın çözüm olmadığı, çarpık yapılaşmanın Antalya’nın ekolojik dengesini bozduğu artık bilinen bir gerçek…
Ve tarım alanlarını ve doğal dokuyu tahrip ederek imara açmak çözüm değil; her geçen gün de çözümsüzlüğe doğru götürüyor. Önemli olan doğal doku ile barışık çevreci projeler oluşturmak.
Antalya’nın bu yöndeki hassasiyetlerinin korunması gerek…
Ben bu şehirde uzun yıllardır doğal dokuyu önceleyen mega bir projeye rastlamadım!
Rutin ve günü kurtarmaya dönük projelerle bir yere varmak olası değil…
Bu yazı toplam 405 defa okunmuştur.