Siyasette 14 Mayıs’a adeta kilitlendiğimiz bugünlerde farklı söylemler, projeler ve somut vaatlerle seçmenin karşısına çıkan partilerin avantaj sağlayacağını düşünüyorum.
Ve çözüm odaklı siyaset dilini en iyi kullanan partiler ve siyasiler…
Seçmenle iyi ‘’iletişim’’ kuran, güler yüzlü ve eleştirilere açık siyaset diline ve siyasetçi profiline ihtiyacımız var.
Bunu her fırsatta dile getiriyorum.
Bugün siyasetin geldiği nokta seçmen nezdinde karmaşık geliyor.
Deyim yerindeyse gündem her gün farklı bir olay ve gelişme ile şekilleniyor.
Böyle bir noktada seçmen kendisine güven duygusunu veren bir anlayışı daha fazla ön plana koymaya başladı.
Tüm dünyada gelişen, değişen ve hızlı bir yenilenme rotasındaki global üretim verimliliğinin merkezi olacak bir sinerjinin yakalanması gerekiyor.
Bu noktada kararlı ve radikal projeler şart.
Avrupa’ya beyin göçünü ortadan kaldıracak projeler gerekiyor.
Eğitime, bilime, sanata, spora çözüm odaklı yatırımlar yapılmalı.
İşsizlik sorununun çözümü noktasında da yeni yatırımlar gerekiyor.
Temel anlamda bu konular sokaktaki vatandaşın öncelikli beklentileri.
Eleştiriye tahammül edebilmek çok önemli bir detay.
Ve hep öyle olmalı…
Her eleştiriden; doğru bir karara varma şansı doğar. Eleştiriyi dikkate almak kadar, özeleştiri yapmak da büyük erdemliliktir…
Eleştiri; yeri ve zamanında yapılırsa etkili sonuç verir…
Ama, eleştiri konusuna dönecek olursak… Eleştiride de işin dozunu kaçırmamak gerekiyor.
Öncelikle eleştiri kültüründe, bilgi dağarcığının iyi seviyede olması kaçınılmaz.
Ve objektif olabilmeyi başarabilmeliyiz.
Sorgulamayan, düşünmeyen, empati yapmayan, olaylara ve insanlara tek taraflı bakan bir bilgi birikiminin kime ne faydası olabilir ki?
Bu yazı toplam 424 defa okunmuştur.