Her insanın yaşamında bir hedefi vardır. Hedefe odaklanmak ise başarıya giden yolda önemli ayrıntılardan birisidir.
Çok yönlü düşünebilmek, empati yapabilmek ve her fikri, düşünceyi büyük bir samimiyetle dinlemek, bunlardan bir analiz çıkarabilmek ise çok daha önemli bir ayrıntıdır.
İletişim; her geçen gün daha da işin içinden çıkılmaz hale gelen bir olgu.
Teknoloji hızla gelişirken, yeni buluşlar ve deneyler yaşantımıza yön verirken iletişim çağında birbirimize o kadar yabancılaşıyoruz ki!
Birbirimize bir o kadar uzaklaşıyoruz…
Birbirimizi anlamak için değil, bir anlamda en kestirme yoldan ve metotdan yanıt verme derdindeyiz…
Böyle olunca birbirimizi anlamak istemediğimiz için de dostluklarımız zedeleniyor.
Aslında birbirimizi anlamak istesek; sorun kendiliğinden çözülecek.
Her fikrin, her söylemin ve düşüncenin bir zenginlik, bir farklılık olduğunu ne zaman anlayacağız?
Gerçeklerle yüzleşmekten kaçınan insanların eninde sonunda yapması gereken özeleştiridir. Bu realiteyi anlamak istemeyenlerin hayal kırıklığına uğradıklarına ise genellikle tanık olmuşuzdur.
Herkesin bir dünya görüşü var.
Aldığı eğitimden, yetiştiği çevreye kadar, aile ortamında edindiği olumlu veya olumsuz etkilerden iş yaşamındaki tecrübelere kadar pek çok noktada yaşama bakışı şekillenir.
Bu anlamda; kendisiyle barışık insanların çevresiyle barışık olması kadar doğal hiçbir şey olamaz.
Siyaset ve spor toplum olarak en çok konuştuğumuz ve en çok kafa yorduğumuz alanlar olarak önümüze çıkıyor.
Spor dediysem; futboldan söz ediyorum.
Tüm spor branşlarına bu kadar ilgili ve “bilgili” olabilseydik keşke!
Siyasete gelince…
Asgari ücretle çalışan bir kişinin, adeta mucize denilebilecek bir ücretle geçinen birisinin siyasete ön yargıyla bakmasını anlamak ne zor!
Siyasetçilerden daha iyisini beklemek yerine, siyaseti ve siyasetçileri sorgulamak yerine sürekli eleştiri veya övgü modunda olan seçmen profilinde yine küçük ayrıntılara odaklanacak gibi görünüyoruz…
Tahammülsüzlüğümüze tutsak olmadan, empati yaparak, daha iyiyi ve güzeli bulma noktasında hoşgörümüzü saygıyla perçinlemeliyiz.
Gerginliğin, kutuplaşmanın, ayrışmanın figüranı olmadan mutsuzluk sendromuna yol almayalım.
Küçük ayrıntılarda gezinelim fazlaca…
Ama asla ön yargılı olmayalım.
Önyargılarla doğru yolu bulamayız…
Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.