Malumunuz üzere iklim değişikliği hayatımıza yön vermeye devam ediyor.
Kuşkusuz küresel iklim değişikliğinin önlenmesi ile alakalı daha somut adımların atılmasını hepimiz istiyoruz. Ancak böyle bir beklenti içindeyken bizler de çözüme yönelik adımlar atmamız lazım.
Yaşamakta olduğumuz Korona virüs sürecinde bilhassa pandeminin ilk aylarında sokağa çıkma kısıtlamaları ile birlikte temiz havayı daha çok soluduk diyebilirim. Bu manada daha az çevreyi tahrip ettik ve daha az etrafımızı kirlettik. Denizlerimiz de daha az kirlendi diyebilirim.
Bu süre bile Dünyanın çevre temizliği sorununa az da olsa olumlu etki etti.
Küresel iklim değişikliği yazımın başında da vurguladığım gibi tüm Dünyayı etkileyen bir konu.
Ülkemizde de bunun olumsuzluklarını yaşamaya devam ediyoruz.
Geç yağan yağmurlar yağdığı zaman öylesine etkili oluyor ki; sel manzaraları ile karşılaşıyoruz.
Antalya’da önceki günlerde yağan şiddetli yağış maalesef yine başta seralar olmak üzere büyük hasar oluşturdu.
Bir süredir mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Antalya’da yağmurlu ve bulutlu hava nedeniyle sahiller ise boşaldı.
Kuşkusuz küresel iklim değişikliğini tetikleyen sebepler var.
Rekor derecede artan araç sayısı, yeşil doku tahribatı, evlerde artık neredeyse her odada kullanmak istediğimiz klimalar, sera gazı etkisinin artması, kalitesiz yakıt kullanımı, çarpık yapılaşma…
En önemlisi dağlarımızın her geçen gün çorak bir görünüme bürünmesi…
Küresel iklim değişikliğinin önlenmesi ile alakalı daha somut projeler lazım.
Hem de acilen.
Bu yazı toplam 734 defa okunmuştur.