Antalya’nın tarım, turizm ve ticaret gerçeğini sorguluyoruz bugünlerde…
Bu sektörlerde en çok tarımı ihmal ettik bence…
Öncelikle şu gerçeğin altını çizmek gerekiyor; Antalya’da tarım sektörü sürekli olarak yara alıyor.
14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerine artık 2 haftadan az bir süre kaldı ve henüz gündeme bile gelmeyen sorunlar var.
Tarım alanları üzerinden siyaset polemiği ile bir yere varılamayacağını anlamamız gerekiyor.
Böylesine büyük tarım potansiyeli olan bir şehirde o kadar çok yanlışlar yapılıyor ki; bu tehlikenin farkında değiliz.
Dünya kenti imajı; sürekli yeni konut alanları yaratma çabası mıdır?
Ya da; tarım alanlarının birer birer yok edilip turizm amaçlı tahsis edilerek yeni rant alanları yaratmak mıdır?
Çarşı – pazarda meyve ve sebze fiyatları gerçekten astronomik biçimde yüksek!
Antalya’da yaşayanlar olarak bizler tarımın merkezinde böyle yüksek fiyattan meyve ve sebze yiyorsak diğer illeri bir düşünmek gerek.
Seçimlere çok önemli sorunlarla gidiyoruz.
Asgari ücret ve çarşıdaki fiyatlar uyumsuz ve dengesiz…
Anımsanacağı üzere Antalya daha çok 2B arazileri potansiyeli olan bir şehir. Bu araziler; yıllarca tarımsal karakterli olarak bu sektöre can verdi, hayat verdi.
Tarımsal vizyonunu her fırsatta öne çıkarmaya çalışan Antalya gerçeğinde ise; maalesef yıllarca çelişkileri yaşadık; yaşıyoruz…
Antalya’nın ciğerleri dediğimiz doğal dokuların bilinçsizce imara açıldığını görüyoruz.
“Nerede hata yaptık?” demeden ve yanlışlarımızı sorgulamadan bugünlere geldik…
Bugün ise çarşı – pazarda ateş pahası sebze ve meyveyi görürken bunun sorumlusunun yanlış tarım politikaları mı; yoksa doğa şartları mı olduğunu net olarak ortaya koyabilmiş değiliz…
Antalya; gelecek yıllara yine sancılı bakıyor.
Antalya’nın sorunlarını bu yönüyle sanırım daha çok konuşacağız ve yazacağız…
Bu yazı toplam 461 defa okunmuştur.