Gelişmiş ve değişmiş bir şehir kimliğinde doğal dokunun korunabilmiş olması, hatta daha da geliştirilmiş olması ‘’yaşamsal’’ bir öneme sahip!
Dünya üzerinde betonlaşma yarışına girmiş hiçbir ülkenin turizm ve tarımda söz sahibi olması beklenemez.
Antalya; ülkemizin çok önemli turizm destinasyonu.
Aynı zamanda tarımın kalbinin attığı ayrıcalıklı bir şehir!
Tarım için her şey uygun. Turizm için de öyle!
İşte bu yüzden Antalya farklı bir şehir…
Antalya’nın geçmiş yıllarında planlama adına yapılan yanlışların önüne geçilmesi için ‘’kentlilik bilincinin’’ çok daha kökleşmesi gerek.
Şurası bir gerçek ki; Turunçgiller diyarı olan Antalya’nın son 30- 40 yılda bu özelliklerinden ve güzelliklerinden hızla uzaklaşması gelecek adına kaygı veriyor.
Etrafımıza dikkatlice baktığımızda nüfus artışının uzantısında derelerin kuruduğunu, bazı ormanlık alanlarının imara açıldığını, tarım alanlarının beton bloklara dönüştüğünü görüyoruz.
Hızlı betonlaşma yarışında ise Antalya ilk 5’teki yerini korumaya devam ediyor.
Tarım alanlarının hızla konut alanına dönüştüğü Antalya’da tarımın mutlak surette geliştirilmesi gerekiyor.
Portakal diyarı Antalya’da narenciye artık Kumluca ve Finike gibi ilçelerle sınırlı kalmış durumda…
Bu ilçelerimizde de turizmin gelişmesi için çalışmalar yapıldığını, dolayısıyla narenciyenin tehlike altında olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Evet… Antalya’da artık eski yıllarda olduğu gibi turunç kokan bahçeler kalmadı.
Hızla betonlaşıyoruz.
Bu durum gerçekten düşündürücü.
Çekim merkezleri oluşturmak için yeşil doku öncelikli çevreci projeler mutlaka start vermesi gerek.
Konut fazlalığı stokunun dikkatlerden kaçmadığı, özellikle ilçelerimizde satılık konutların alıcı beklediği bu şehirde tüm kent yönetenlerinin, paydaşların kendi değerleriyle barışık, doğal dokuyu önceleyen çalışmaları teşvik etmesi kaçınılmaz.
Bugünkü Antalya fotoğrafında eksik olan bu!.
Bu yazı toplam 1643 defa okunmuştur.